Emirgan 2015

Lale, Bahar, Çiçek

Lale, Bahar, Çiçek

 Lale mevsimi,

Nisan başı – Mayıs ortasına kadar devam eder İstanbul’da,

Nisan’ın 10-15’i arasında lalelerin en güzel hallerini araçla otoban kenarında gördüğü kadarıyla yetinmeyenlerin gidecekleri iki yerden biri Emirgan diğeri ise Gülhane..  Her iki yerde sıcak havalarda çok kalabalık, soğuk havalarda ise dışarıda gezmesi zor yerler olduğu için ya soğuğa ya kalabalığa katlanmayı göze almak gerekiyor..

Reklamlar

Beyoğlu’nda Gezersin.. Hacı Abdullah Lokantası ve İnci Profiterol

Kasım akşamı.. 2014..

Hava ılık sayılır, öyle ki montumu ofiste unutup ceketimle sokakta gezebiliyorum. Eğitimden çıkıp eşimi bekliyorum İstiklalde dolanarak, akşam çöktükçe eskiden kalma Taksim’de olma korkularım peydah oluyor ve yılların en güzel tatlıcılarından Saray Muhallebicisine sığınıyorum.. Bir açık çay bir de saray muhallebisi söylüyorum, öyle ya 45 dakika nasıl geçecek bir yolunu bulmam lazım.. Her zamanki gibi küçük kağıtlara yazdığım notları büyük deftere geçiriyorum, gereksiz şeylerin üstünü çiziyorum, en kısa sürede yapılması gerekenleri yıldızlıyorum.. İçimden de bir şarkı tuttuyorum tabi bir taraftan da Yenikapı metro istasyonun tüm hatları bağlaması ne güzel oldu diye düşünüyorum 🙂 (beynime alışmalısınız)

Velhasıl geçiyor 45 dk ve eşim geliyor, bir kaç tur atıyoruz İstiklal’de.. Günün kısa özeti geçiliyor, diğer insanlardan, işten güçten sıyrılmak ve sadece sevdiğine odaklanmak kolay olmuyor tabi=) ama oluyor ya ona bakmak lazım..

Bir blog’ta okuduğum ve mutlaka gitmeliyim diye yine bir küçük kağıdın üzerine not aldığım Hacı Abdullah Lokantasına gitmenin zamanının geldiğine karar veriyoruz. İstiklalde yürürken gördüğümüz -tek ve ulu caminin- Ağa Cami’nin kenarından lokantanın sokağına doğru salınıyoruz. Hemen solda bizi karşılıyor lokanta. Hafta içi olması hasebiyle bir nebze boş buluyoruz lokantayı ki bu bizi mutlu ediyor açıkçası=) Kapıdan girdiğimiz andan itibaren bir garson bizimle ilgilenmeye başlıyor. Gördüğümüz bu iyi muamele “doğru yere geldik” hissini veriyor bize de. Vestiyere elimizdeki montları ve çantaları bırakmamız söyleniyor. Masa gösteriliyor. Her şey gayet hoş.. Ortam, ışık, masa düzeni.. Masaya oturmamız ile beraber bize bir vazo getiriliyor, elinizdeki çiçekleri buraya koyalım isterseniz derken garson bey “işte bu diyorum” “10 points goes to….” şaka şaka=) yine de bir yemeklerini tatmamız lazım tabi =) ve siparişi veriyoruz.. bir et yemeği bir de köfte söylüyoruz ortaya da kekik salatası ve ayranlar.. yok böyle bir lezzet.. herşey harika 🙂 yine olsa yine sana geliriz diyerek ve kendimize de bir tatlı’lık yer bırakarak lokantadan gayet mutlu ve tatmin olmuş bir şekilde ayrılıyoruz..

Tekrar İstiklal’e çıkıyoruz, camiden metroya doğru giderken ikinci solda bu defa inci’nin bulunduğu sokağa salınıyoruz. bu defa inci sağımızda.. hava çok güzel olduğu için dükkan önünde bulunan masalardan birinin boşalması için 10 dk kadar bekliyoruz. bir masa hesap istiyor ve kalkıyor bizde yerimizi alıyoruz.. içeriden 2 tabak profiterolümüzü alıp, garsona iki çay söylüyoruz tabiiki biri açık =)

İncinin etrafında barlar olduğu için dışarıda oturmak herkes için makul bir seçenek olmayabilir. ama bu incide yenecek profiterolün tadının önüne geçemez.. harika bir lezzet.. profiterol değil sanki su =) dükkanın içine baktığımızda ışıl ışıl ve temiz bir dükkan görüyoruz =) bu da akılda kalıcı olmuş baksanıza =)

Velhasılı kelam Beyoğlu’nda ki birlikte ilk akşamımızı bu şekilde geçirmiş oluyoruz. Sizlere bomba gibi iki mekan önerdik, mutlaka uğramalısınız 🙂

Şimdiden söylemeliyiz ki Beyoğlu’nda uğrayacağımız yerler henüz bitmedi..  En az üç dört turu daha var bu semtin, hem ne olursa olsun bir sokağı günün tüm saatlerinde görmeden sevemeyiz..

Diğer Notlar:

Hacı Abdullah Lokantası masa düzeni, bir odanın içerisinde tam bir U şeklinde kesintisiz divanlar ve önlerinde masa sandalye olmak üzere yerleştirilmiş. Bu da ortama aile havası katıyor sanırım. Bir de içeride epey turist vardı.

Her 2 mekanda da mekan sahipleri ile karşılaşmamız bizlerde hoş bir anı olarak kaldı..

Fiyatlara gelecek olursak;  hacı abdullah kalbur üstü, inci ise halk kahramanı..

HACI ABDULLAHİNCİ 2